Yıl 2001,
Yeni mezun oldum okuldan ve Bursa 'da küçük bir yazılım firmasında işe başladım.
Birgün patron bana "xxx projesini makinene çek dump 'ını da al ve yükle kendi makinana" dedi. Yeni mezunum, ingilizce zaten çok çok az, dump ne demek bilmiyorum.Şimdiki gibi kaşarda değilim, şimdi olsa peki efenim deyip internettende dumpın ne olduğuna bakıp çözerim. Dump nedir diye sordum, inanmayan gözlerle bana baktı. Bir xxx çalışanının dumpı bilmemesi kadar acı bir durum olamaz babında bi sürü şey söyledi. Oysa işin tek bir acı tarafı vardı ; Ben aslında veritabanının yedeğini sql dosyası şeklinde alıp başka bir database sunucusuna yüklemeyi biliyordum, sadece bu işlemin adının dump olduğunu bilmiyordum.
Yıl 2008,
Şuan çalıştığım kurumda işe başladım, ilk ekip toplantısına katıldım. O zamanki ekip lideri ; "Sana xxx kodlu (issue) işuyu (assign) esayn ettim, oradan (check) çek edebilirsin" dedi. Tabi artık o yeni yetme çocuk yok, söyler söylemez anladım ne demek istediğini.
Şimdi söylermisiniz bana bu nasıl bir orospu çocukluğudur, nasıl bir ezikliktir, kendi dilinde konuşmanın avam olduğunu düşünen bu götverenlerle memleket nasıl bir adım daha ileriye gider. Konuşmayı geçtim ibneler vurgusunuda bir ingiliz yada amerikalı gibi yapıyor, sanırsın kaliforniya valisi puşt.
İş gereği yurtdışından abiler gelir toplantılar yaparız, doğal olarak komple ingilizce konuşulur toplantılarda ancak eleman italyansa italyan gibi, çekoslavaksa çekoslavak gibi yada russa rus gibi ingilizce konuşur. Diksiyona tonlamaya hiç dikkat etmez, kendi ana dilini nasıl tonluyorsa öyle tonlar. Bir bizde var götüne koyayım bu eziklik.
Sikko 'nun blogunda okumuştum, 1700lü yıllarda, amerikan gemilerinde Osmanlı bayrağı kullanılması izni konusunda bir anlaşma yapılmış amerika ile osmanlı arasında. Osmanlı bayrağı taşıyan gemilere korsanlar ilişmezlermiş, tırsarmış ibneler. Bu amerikanın yabancı bir dille yaptığı tek anlaşma imiş ve işin enteresan tarafı amerika adına amerika devlet başkanı imzalarken osmanlı adına osmanlının cezayir (yada afrikada başka bir yerin tam hatırlamıyorum) valisi imzalamış. Dikkat edin padişah yada veziriazam yada vezir değil vali imzalamış. Hani "biz böyle taşşaklı bir neslin evladıyız" muhabbeti yapmak istemiyorum ama hakkaten biz böyle taşşaklı bir neslin evladıyız. Neyine güvenipte söylemiş Mustafa Kemal, "Geldikleri gibi giderler" diye? Büyük cesaret, para yok, ordu yok bırak savaşabilecek erkek kalmamış neredeyse.
Nasıl bir ezikliktir lan bu söyle bana. İngilizce konuşunca daha seksi olmuyorsun, özüne dön lan. Kanyonda sikindirik yemeklere bi dünya para bayılacağına git esnaf lokantasında kuru fasulye pilav ye. İçinden "Sen öylemi yapıyosun a.q." diyorsun, evet tam olarak bunu yapıyorum, direktörler yada müdürlerle yemeğe çıkmıyorsam mutlaka benim ekipteki yavru kurtlarla esnaf lokantasına giderim, bol küfürlü konuşurum ama kendi dilimde küfrederim, fak of falan demem. Öylede acaip milliyetçi yanım vardır.
Dağılın şimdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder