25 yaşındaydım,
O zamanlar şimdiki gibi maddi açıdan çok rahat değildim, sikindirik bir firmada developer olarak çalışıp bir yandanda freelance iş yapıyordum.
Ağır muhafazakar bir müşterim vardı. Bana sürekli hadisler ayetler anlatır, Allah'ın yüceliğinden bahsederdi. Ancak gel gör ki yanında çalıştırdığı gariban işçilere asgari ücretin bile altında para verirdi. Zaten freelance olduğum ve işini firmalara göre çok daha ucuza yaptığım için benimle çalışırdı.
İnsanlar yavşaktır can, bunu kafana sok.
Benden 8 yaş büyük bir ablam var, bunun yirmi yaşında birde oğlu var ki yeğenim oluyor doğal olarak. Beni aradı, kız arkadaşıyla takılıyormuş bir yerlere gideceklermiş vs. vs. bunlardan bahsetti. Telefonu kapattıktan sonra güzel bir miktarı hesabına havale ettim zira çocuk aslında para istiyor ancak bunu söyleyemiyordu. Daha sonra ablamla konuştum, çocuk çok sevinmiş, çok mahçup olmuş falan filan. Lan ben zaten götümü 20 TL ile siliyorum, seneye zamdan sonra 50 TL'ye geçeceğim, niye mahçup oluyormuş. Bunu, ben ne kadar ulvi bir insanım demek için anlatmıyorum, doğal olan bu davranış olduğu için anlatıyorum. Zaten insanı ibne yapabilecek kadar para kazanıyorum, bunlarıda yapmazsam naabacam o kadar parayı. Bu siktiğim kapitalist düzeni nasıl bir hale getirdiyse insanları normal olan anormal olarak karşılanmaya başlamış.
Annem, dul olan amcasının eşini ziyarete giderken, babam annemin cebine (şimdinin parasıyla) elli lira koyar, ayrıca yüz lirada amcasının eşine vermesi için verirdi. O zamanlar durumlar iyi değildi can, maddi olarak sıkıntıdaydık. Ancak şimdi anlıyorum ki asıl anormal olan oymuş, yokken verebilmek. Cebinde çok az para varken başka insanlara para verebilmek, şimdinin kapitalist orospu çocukları için ultra anormaldir. Ha o babadan nasıl benim gibi bir plaza piçi oldu o apayrı bir yazının konusu.
Şirketin mutfağında bizim gariban çaycı sordu; Bu ibnenin üç beş kuruşu varmış, ben diyim on bin lira sen de onbeş bin lira. Muhtemelen uzun zamandır biriktiriyor, bunu bankaya yatıracakmış ama faiz haram olduğu için yatıramıyormuş, altın alsa acaba bi sıkıntı olurmuymuş dinen. Ben senin götüne altın dildo sokayım! İşte bu yüzden yazıya o ağır muhafazakar abi başladım. Zavallı çaycı 10-15 yıllık birikimini enflasyon denen sikindirik olaya ezdirmemek için bankaya yatırmaya korkuyor, o abi muhtemelen bütün parasını kar paylarında tutuyor. İşte bazı insanlar böyle yavşaktır can.
Ha ben ayrı bir yavşağım, son paragrafta yazdıklarım ışık hızıyla beynimden geçip gidiyor, masama döndüğümde IOS7 ne boktan olmuş aga geyikleri yapıp iphone5S'te neler olacak acaba diye araştırmaya başlıyorum.
Not: Kahrolsun bağzı faiz lobicileri
28 Eylül 2013 Cumartesi
26 Eylül 2013 Perşembe
İş yerlerindeki yavşaklar!
Selamlar yavru kurtlarım
Bu yazı tamamen proleterlere yöneliktir, eğer benim gibi ekip lideri, müdür yada daha üst pozisyonlarda isen bil ki bu yazıda azıcık sana giydirebilirim, rahatsız olacaksan hiç başlama.
Efenim, liseden itibaren hayvan gibi çalışıp üniversite sınavına girer, mümkünse güzel üniversitelerin güzel bölümlerini kazanır, 4-5 yıl ebeninkini tersten gördükten sonra büyük bir hevesle gelip kucağımıza oturursun. Yanlış anlaşılmasın, bende yaşadım bunları oradan biliyorum. Tek amacın iyi bir başlangıç yapmaktır ama yemezler. Du bakalım önce bi sevip okşayalım seni. Muhtemelen götün birinin altında çalışmaya başlarsın. Önce dostunu düşmanını bil! Genellikle yönetmen yada ekip lideri gibi abiler proleterlerin arasından seçilirken müdür, direktör ve üst pozisyonlar puştlardan seçilir. Bunların en büyük hobisi senin gibi zavallıları ezmektir zira bu ibnelerle gençlik ve okul yıllarında acaip taşak geçilmiştir ve şimdi taşak geçme sırası hatta çok daha fazlası onlardadır. Kolay değil amına koyim boğaziçini kazanmak dimi, sen karı kız peşinde koşarken o yavşak sabahlara kadar kastırıyordu evde soru çözcem diye. İki-üç yıl kanırttıktan sonra boğaziçine gelir, kafa zaten olmuş bin beşyüz, ortamda karı kız varmış onane, varda onamı var amına koyayım. Diğerleri çimlerde kızlı erkekli otursun, O alıştığı tempoyla devam ineklemeye. Birde yanlışlıkla cemaatçi abilerimizden birine kapılırsa hepten yedi yarraa. Bi bakmışın daha bi hatunun eline veremeden okul bitmiş, bi şirkette proleter olarak işe başlamış.
İşten başka bir hayatı olmayan bu gavatlar sen iş yerindeki kızlarla taksime akarken şirkette mesaiye kalır. Zaten müdür ve direktör tayfasıda bu gavatların ileriki versiyonları olduğu için onlarda şirkettedir, ufak ufak kaynaşma yalakalık vs. derken belirli zaman sonra bu abilerimiz bi bakmışsın müdür oluvermiş. İşte bu noktada çıkarıp sıvazlamaya başlar!
Senin için altın kural şudur (yaz bunu bi kenara) : "Proleterin proleterden başka dostu yoktur". Asla senin üstündeki pozisyonlara güvenme zira onlar potansiyel yavşaktır. Kendimi de katarak konuşayım, bizim zamanımızın çoğu sunum hazırlamakla geçer. Genel müdür çağırıp salak salak sayılar ister, arada ekiple ilgili bildik birkaç soru sorar o kadar. Bunlar dışındaki zamanımızın çoğunu elemanları izleyerek geçiririz. Unutma sen farketmesen bile müdür seni kesiyor olabilir. Toplantılarda müdürünü kes, ama çaktırma. Bir espri yapıldığında o gülüyorsa sen hafifçe gülümse, daima ondan bir adım geride kal. Zira bu yavşaklar sevmez aynı seviyede olmayı. O birşeye kızdıysa yada birini azarlıyorsa kaşlarını çat, kafanı hafifçe aşağı yukarı salla "adam haklı bu yapılmaz a.q." manasında.
Yanındaki eleman götün önde gideni değilse daima ona güven ve asla satma. Satarak yükselen orospu çocuğu yok değil, var ama oralarda pek tutunamıyorlar. Olası bir sıkıntıda senin savunacak -ki oda yaparsa, o cesareti varsa- kişi yanındaki elemandır, üstlerden hayır bekleme.
Kafamı sallarım maaşımı alırım zihniyetindeysen keşke bir 15-20 yıl önce doğsaydın derim sana zira bu vahşi kapitalist ortamda maalesef o söylediğin olmuyor. Beni sayma, 21 kişilik ekipte 6 tane sağlam adamım vardır, geri kalanlar düzenli değişir. Bu değişen arkadaşlar bil ki senin gibi kafasını sallayan arkadaşlardır, diğer altı kişi ise acaip acaip projeler yapmak için götünü yırtan adamlar. O adamların çekirdek kadroda olmasının tek nedeni işi üzerine kafa patlatmaları, yeni yeni projeler uydurmaları yada problemler karşısında zekice çözümler üretmesidir.
Kendi adıma konuşayım ben pısırık çalışan sevmem, çalışan dediğin fikirlerini savunabilmelidir. Bana göre kendini savunamayan çalışan ne ekibinin ne iş yerinin çıkarlarını savunmaz. Ancak bununda bir ayarı var tabi. Kalkıpta müdüre, bunu böyle yapmalıyız siz bu konuları bilmezsiniz tarzında konuşursan yavru kurdum, götüne tekmeyi yersin. İki önemli kuraldan bahsedeyim müsadenle;
Birincisi ecnebinin "as you know" dediği kural. Müdürüne, özellikle o hıyarın bilmediği konularda bişey anlatırken cümleye daima "sizinde bildiğiniz gibi" kalıbıyla başla. Bunun "sizinde bilebileceğiniz gibi", "sizinde bileceğiniz gibi", "sizin çok daha iyi bileceğiniz gibi" kalıpları vardır. Mutlaka bunu kullan, o hıyarda kendini bişi sansın.
İkinci kuralımız yine ecnebiden arakladığımız "yes but" kuralı. Bu kuralı genelde pazarlamacılara öğretirler ama müdürüne bir konuda karşı çıkması gereken tüm proleterler de kullanabilir. İtiraz ederken cümleye "evet ama" kalıbıyla başlanır, evet ile ama arasında bir nefes alımı durulur ki karşındaki salak hakkaten söylediğinin doğru olduğunu ancak ufak bir itirazın olacağını sansın. Bununda yine "kesinlikle katılıyorum ancak", "size tamamen katılmakla birlikte belirtmeden geçemeyeceğim" gibi kalıplarıda vardır. Kendini daha aristokrat hisseden dangoz müdürlere bunları da kullanabilirsin.
Herşeyden önemlisi kendin olmalısın. Hiçbir şekilde utanma, zaten o iş yerine alındıysan büyük ihtimalle etraftaki diğer elemanlarla aynı kapasitedesindir. Yeni başlayan çocukların ilk günlerdeki ezilip büzülmelerini, dahada kötüsü kendilerini farklı göstermelerini üzüntüyle izlerim. En nihayetinde zaten özüne dönüyorsun, çok cool bir görüntüyle başlayıp 2 ay sonra maymuna dönen çalışanlar gördüm ben, bunlara gerek yok.
Maalesef yeni dünya düzeninde bir yere gireyim emekli olayım gibi bir olay yok. Mümkün olduğunca daha iyisine zıplaman lazım. Gözün açık olsun fırsatları değerlendir. İş yerini mümkün olduğunca sömür, eğitimdir seminerdir kaçırma bunları.Mümkünse hepsinin sertifikalarını al. İşi çok fazla kafana takma, işini kaybetme korkusu yaşadığın sürece hata yaparsın. İşinde iyiysen aç kalmazsın, hatta oda değil lan, hiç aç kalmazsın merak etme. İllaki bir yerlerden iş çıkar çalışılır, koy götüne bu dünyanın.
Son olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Tependeki benim gibi hıyarları kafana takma, götüz olm hepimiz, sen yukarıda seni uyardığım noktalara dikkat et, gerisininde koy götüne gitsin. İş nedir ki olm? Bu akşamki ödevin bu olsun, bunu düşün.
hade öptüm gözlerinizden.
Bu yazı tamamen proleterlere yöneliktir, eğer benim gibi ekip lideri, müdür yada daha üst pozisyonlarda isen bil ki bu yazıda azıcık sana giydirebilirim, rahatsız olacaksan hiç başlama.
Efenim, liseden itibaren hayvan gibi çalışıp üniversite sınavına girer, mümkünse güzel üniversitelerin güzel bölümlerini kazanır, 4-5 yıl ebeninkini tersten gördükten sonra büyük bir hevesle gelip kucağımıza oturursun. Yanlış anlaşılmasın, bende yaşadım bunları oradan biliyorum. Tek amacın iyi bir başlangıç yapmaktır ama yemezler. Du bakalım önce bi sevip okşayalım seni. Muhtemelen götün birinin altında çalışmaya başlarsın. Önce dostunu düşmanını bil! Genellikle yönetmen yada ekip lideri gibi abiler proleterlerin arasından seçilirken müdür, direktör ve üst pozisyonlar puştlardan seçilir. Bunların en büyük hobisi senin gibi zavallıları ezmektir zira bu ibnelerle gençlik ve okul yıllarında acaip taşak geçilmiştir ve şimdi taşak geçme sırası hatta çok daha fazlası onlardadır. Kolay değil amına koyim boğaziçini kazanmak dimi, sen karı kız peşinde koşarken o yavşak sabahlara kadar kastırıyordu evde soru çözcem diye. İki-üç yıl kanırttıktan sonra boğaziçine gelir, kafa zaten olmuş bin beşyüz, ortamda karı kız varmış onane, varda onamı var amına koyayım. Diğerleri çimlerde kızlı erkekli otursun, O alıştığı tempoyla devam ineklemeye. Birde yanlışlıkla cemaatçi abilerimizden birine kapılırsa hepten yedi yarraa. Bi bakmışın daha bi hatunun eline veremeden okul bitmiş, bi şirkette proleter olarak işe başlamış.
İşten başka bir hayatı olmayan bu gavatlar sen iş yerindeki kızlarla taksime akarken şirkette mesaiye kalır. Zaten müdür ve direktör tayfasıda bu gavatların ileriki versiyonları olduğu için onlarda şirkettedir, ufak ufak kaynaşma yalakalık vs. derken belirli zaman sonra bu abilerimiz bi bakmışsın müdür oluvermiş. İşte bu noktada çıkarıp sıvazlamaya başlar!
Senin için altın kural şudur (yaz bunu bi kenara) : "Proleterin proleterden başka dostu yoktur". Asla senin üstündeki pozisyonlara güvenme zira onlar potansiyel yavşaktır. Kendimi de katarak konuşayım, bizim zamanımızın çoğu sunum hazırlamakla geçer. Genel müdür çağırıp salak salak sayılar ister, arada ekiple ilgili bildik birkaç soru sorar o kadar. Bunlar dışındaki zamanımızın çoğunu elemanları izleyerek geçiririz. Unutma sen farketmesen bile müdür seni kesiyor olabilir. Toplantılarda müdürünü kes, ama çaktırma. Bir espri yapıldığında o gülüyorsa sen hafifçe gülümse, daima ondan bir adım geride kal. Zira bu yavşaklar sevmez aynı seviyede olmayı. O birşeye kızdıysa yada birini azarlıyorsa kaşlarını çat, kafanı hafifçe aşağı yukarı salla "adam haklı bu yapılmaz a.q." manasında.
Yanındaki eleman götün önde gideni değilse daima ona güven ve asla satma. Satarak yükselen orospu çocuğu yok değil, var ama oralarda pek tutunamıyorlar. Olası bir sıkıntıda senin savunacak -ki oda yaparsa, o cesareti varsa- kişi yanındaki elemandır, üstlerden hayır bekleme.
Kafamı sallarım maaşımı alırım zihniyetindeysen keşke bir 15-20 yıl önce doğsaydın derim sana zira bu vahşi kapitalist ortamda maalesef o söylediğin olmuyor. Beni sayma, 21 kişilik ekipte 6 tane sağlam adamım vardır, geri kalanlar düzenli değişir. Bu değişen arkadaşlar bil ki senin gibi kafasını sallayan arkadaşlardır, diğer altı kişi ise acaip acaip projeler yapmak için götünü yırtan adamlar. O adamların çekirdek kadroda olmasının tek nedeni işi üzerine kafa patlatmaları, yeni yeni projeler uydurmaları yada problemler karşısında zekice çözümler üretmesidir.
Kendi adıma konuşayım ben pısırık çalışan sevmem, çalışan dediğin fikirlerini savunabilmelidir. Bana göre kendini savunamayan çalışan ne ekibinin ne iş yerinin çıkarlarını savunmaz. Ancak bununda bir ayarı var tabi. Kalkıpta müdüre, bunu böyle yapmalıyız siz bu konuları bilmezsiniz tarzında konuşursan yavru kurdum, götüne tekmeyi yersin. İki önemli kuraldan bahsedeyim müsadenle;
Birincisi ecnebinin "as you know" dediği kural. Müdürüne, özellikle o hıyarın bilmediği konularda bişey anlatırken cümleye daima "sizinde bildiğiniz gibi" kalıbıyla başla. Bunun "sizinde bilebileceğiniz gibi", "sizinde bileceğiniz gibi", "sizin çok daha iyi bileceğiniz gibi" kalıpları vardır. Mutlaka bunu kullan, o hıyarda kendini bişi sansın.
İkinci kuralımız yine ecnebiden arakladığımız "yes but" kuralı. Bu kuralı genelde pazarlamacılara öğretirler ama müdürüne bir konuda karşı çıkması gereken tüm proleterler de kullanabilir. İtiraz ederken cümleye "evet ama" kalıbıyla başlanır, evet ile ama arasında bir nefes alımı durulur ki karşındaki salak hakkaten söylediğinin doğru olduğunu ancak ufak bir itirazın olacağını sansın. Bununda yine "kesinlikle katılıyorum ancak", "size tamamen katılmakla birlikte belirtmeden geçemeyeceğim" gibi kalıplarıda vardır. Kendini daha aristokrat hisseden dangoz müdürlere bunları da kullanabilirsin.
Herşeyden önemlisi kendin olmalısın. Hiçbir şekilde utanma, zaten o iş yerine alındıysan büyük ihtimalle etraftaki diğer elemanlarla aynı kapasitedesindir. Yeni başlayan çocukların ilk günlerdeki ezilip büzülmelerini, dahada kötüsü kendilerini farklı göstermelerini üzüntüyle izlerim. En nihayetinde zaten özüne dönüyorsun, çok cool bir görüntüyle başlayıp 2 ay sonra maymuna dönen çalışanlar gördüm ben, bunlara gerek yok.
Maalesef yeni dünya düzeninde bir yere gireyim emekli olayım gibi bir olay yok. Mümkün olduğunca daha iyisine zıplaman lazım. Gözün açık olsun fırsatları değerlendir. İş yerini mümkün olduğunca sömür, eğitimdir seminerdir kaçırma bunları.Mümkünse hepsinin sertifikalarını al. İşi çok fazla kafana takma, işini kaybetme korkusu yaşadığın sürece hata yaparsın. İşinde iyiysen aç kalmazsın, hatta oda değil lan, hiç aç kalmazsın merak etme. İllaki bir yerlerden iş çıkar çalışılır, koy götüne bu dünyanın.
Son olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Tependeki benim gibi hıyarları kafana takma, götüz olm hepimiz, sen yukarıda seni uyardığım noktalara dikkat et, gerisininde koy götüne gitsin. İş nedir ki olm? Bu akşamki ödevin bu olsun, bunu düşün.
hade öptüm gözlerinizden.
Merhaba
Merhaba canlar,
Bu ilk yazı olduğu için biraz kendimden bahsedeceğim kimle muhatab olduğunuzu bilin diye. Ayrıca neler yazacağım vs. anlatmaya çalışacağım.
35 yaşımdayım ve taşaklı bir kurumda yazılımcı olarak çalışmaktayım. Normal şartlarda 5 kişinin halledebileceği işler için 22 kişilik yazılım ekibimiz olduğu için iş yaşantısı pek yıpratmıyor beni, birde ekip lideri olduğumu söylersem aslında bi bok yapmadığımı anlayabilirsiniz. İpimle kuşağım sikimle taşağım tarzında bir adamım yani. Evlide değilim kazandığım bi dünya parayı sağa sola savurmaktayım, ihtiyacım olmayan envai çeşit elektronik zımbırtıyı alıp nadiren kullanmak en büyük hobim. Düzenli cep telefonu değiştiren, 2-3 yılda bir araba modeli yükselten tipik bir plaza piçiyim işte.
Para bok olduğu için yurtiçi yurtdışı düzenli gezmekteyim. Belkide şu hayatta tek iyi özelliğim okumayı çok sevmem. Yazılıma ilk başladığım zamanlar bir büyüğümüz "işinle ilgili her kaynağı oku, sıkılsanda patlasanda okumaktan vazgeçme" demişti. Sadece mesleki olanları değil aklınıza gelebilecek herşeyi okumaya başladım ondan sonra. Okumak iyidir canlar, günü elli kelime ile kapatan mallarlardan olmamanızı sağlar.
Sıvı gibiyimdir ayrıca, bulunduğum kabın şeklini alırım, oturup ağır muhafazakar abilerle dini sohbetler yaparım, oradan çıkar beyoğluna gidip entel cehapelilerle memleketi kurtarırım. Sıvı gibi olmanın kötü bir tarafı vardır, çoğunlukla söylemek istedikleriniz içinizde kalabilir, ağır muhafazakar abi götten uydurulmuş bir hadisi yine götünden uydurarak anlattığında aga bi siktir git diyemem ama o benim içimde yer eder. Uyanık canlar farketti, ufak ufak neden buradayıma girmeye başlıyorum. İşte ben bu götüne kodumunun ibnelerinin yüzüne söyleyemediklerimi buradan yazmayı istiyorum zira dolmuş vaziyetteyim.
Atış serbest, aklıma gelen herşeyden yazmayı planlıyorum, bir gün cehapeden konuşuruz, bir gün noolcak bu kürtlerin hali deriz oradan illuminatiye bağlarız, bi bakmışsınız galatasaray muhabbetine döner olay. Öyle okuyun beni, takip edin vs. diye de pek bi kaygım olmadığı için çok rahat takılabileceğim.
şimdilik bu kadar, hadi kalın sağlıcakla.
Bu ilk yazı olduğu için biraz kendimden bahsedeceğim kimle muhatab olduğunuzu bilin diye. Ayrıca neler yazacağım vs. anlatmaya çalışacağım.
35 yaşımdayım ve taşaklı bir kurumda yazılımcı olarak çalışmaktayım. Normal şartlarda 5 kişinin halledebileceği işler için 22 kişilik yazılım ekibimiz olduğu için iş yaşantısı pek yıpratmıyor beni, birde ekip lideri olduğumu söylersem aslında bi bok yapmadığımı anlayabilirsiniz. İpimle kuşağım sikimle taşağım tarzında bir adamım yani. Evlide değilim kazandığım bi dünya parayı sağa sola savurmaktayım, ihtiyacım olmayan envai çeşit elektronik zımbırtıyı alıp nadiren kullanmak en büyük hobim. Düzenli cep telefonu değiştiren, 2-3 yılda bir araba modeli yükselten tipik bir plaza piçiyim işte.
Para bok olduğu için yurtiçi yurtdışı düzenli gezmekteyim. Belkide şu hayatta tek iyi özelliğim okumayı çok sevmem. Yazılıma ilk başladığım zamanlar bir büyüğümüz "işinle ilgili her kaynağı oku, sıkılsanda patlasanda okumaktan vazgeçme" demişti. Sadece mesleki olanları değil aklınıza gelebilecek herşeyi okumaya başladım ondan sonra. Okumak iyidir canlar, günü elli kelime ile kapatan mallarlardan olmamanızı sağlar.
Sıvı gibiyimdir ayrıca, bulunduğum kabın şeklini alırım, oturup ağır muhafazakar abilerle dini sohbetler yaparım, oradan çıkar beyoğluna gidip entel cehapelilerle memleketi kurtarırım. Sıvı gibi olmanın kötü bir tarafı vardır, çoğunlukla söylemek istedikleriniz içinizde kalabilir, ağır muhafazakar abi götten uydurulmuş bir hadisi yine götünden uydurarak anlattığında aga bi siktir git diyemem ama o benim içimde yer eder. Uyanık canlar farketti, ufak ufak neden buradayıma girmeye başlıyorum. İşte ben bu götüne kodumunun ibnelerinin yüzüne söyleyemediklerimi buradan yazmayı istiyorum zira dolmuş vaziyetteyim.
Atış serbest, aklıma gelen herşeyden yazmayı planlıyorum, bir gün cehapeden konuşuruz, bir gün noolcak bu kürtlerin hali deriz oradan illuminatiye bağlarız, bi bakmışsınız galatasaray muhabbetine döner olay. Öyle okuyun beni, takip edin vs. diye de pek bi kaygım olmadığı için çok rahat takılabileceğim.
şimdilik bu kadar, hadi kalın sağlıcakla.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)