26 Eylül 2013 Perşembe

İş yerlerindeki yavşaklar!

Selamlar yavru kurtlarım
Bu yazı tamamen proleterlere yöneliktir, eğer benim gibi ekip lideri, müdür yada daha üst pozisyonlarda isen bil ki bu yazıda azıcık sana giydirebilirim, rahatsız olacaksan hiç başlama.
Efenim, liseden itibaren hayvan gibi çalışıp üniversite sınavına girer, mümkünse güzel üniversitelerin güzel bölümlerini kazanır, 4-5 yıl ebeninkini tersten gördükten sonra büyük bir hevesle gelip kucağımıza oturursun. Yanlış anlaşılmasın, bende yaşadım bunları oradan biliyorum. Tek amacın iyi bir başlangıç yapmaktır ama yemezler. Du bakalım önce bi sevip okşayalım seni. Muhtemelen götün birinin altında çalışmaya başlarsın. Önce dostunu düşmanını bil! Genellikle yönetmen yada ekip lideri gibi abiler proleterlerin arasından seçilirken müdür, direktör ve üst pozisyonlar puştlardan seçilir. Bunların en büyük hobisi senin gibi zavallıları ezmektir zira bu ibnelerle gençlik ve okul yıllarında acaip taşak geçilmiştir ve şimdi taşak geçme sırası hatta çok daha fazlası onlardadır. Kolay değil amına koyim boğaziçini kazanmak dimi, sen karı kız peşinde koşarken o yavşak sabahlara kadar kastırıyordu evde soru çözcem diye. İki-üç yıl kanırttıktan sonra boğaziçine gelir, kafa zaten olmuş bin beşyüz, ortamda karı kız varmış onane, varda onamı var amına koyayım. Diğerleri çimlerde kızlı erkekli otursun, O alıştığı tempoyla devam ineklemeye. Birde yanlışlıkla cemaatçi abilerimizden birine kapılırsa hepten yedi yarraa. Bi bakmışın daha bi hatunun eline veremeden okul bitmiş, bi şirkette proleter olarak işe başlamış.
İşten başka bir hayatı olmayan bu gavatlar sen iş yerindeki kızlarla taksime akarken şirkette mesaiye kalır. Zaten müdür ve direktör tayfasıda bu gavatların ileriki versiyonları olduğu için onlarda şirkettedir, ufak ufak kaynaşma yalakalık vs. derken belirli zaman sonra bu abilerimiz bi bakmışsın müdür oluvermiş. İşte bu noktada çıkarıp sıvazlamaya başlar!
Senin için altın kural şudur (yaz bunu bi kenara) : "Proleterin proleterden başka dostu yoktur". Asla senin üstündeki pozisyonlara güvenme zira onlar potansiyel yavşaktır. Kendimi de katarak konuşayım, bizim zamanımızın çoğu sunum hazırlamakla geçer. Genel müdür çağırıp salak salak sayılar ister, arada ekiple ilgili bildik birkaç soru sorar o kadar. Bunlar dışındaki zamanımızın çoğunu elemanları izleyerek geçiririz. Unutma sen farketmesen bile müdür seni kesiyor olabilir. Toplantılarda müdürünü kes, ama çaktırma. Bir espri yapıldığında o gülüyorsa sen hafifçe gülümse, daima ondan bir adım geride kal. Zira bu yavşaklar sevmez aynı seviyede olmayı. O birşeye kızdıysa yada birini azarlıyorsa kaşlarını çat, kafanı hafifçe aşağı yukarı salla "adam haklı bu yapılmaz a.q." manasında.
Yanındaki eleman götün önde gideni değilse daima ona güven ve asla satma. Satarak yükselen orospu çocuğu yok değil, var ama oralarda pek tutunamıyorlar. Olası bir sıkıntıda senin savunacak -ki oda yaparsa, o cesareti varsa- kişi yanındaki elemandır, üstlerden hayır bekleme.

Kafamı sallarım maaşımı alırım zihniyetindeysen keşke bir 15-20 yıl önce doğsaydın derim sana zira bu vahşi kapitalist ortamda maalesef o söylediğin olmuyor. Beni sayma, 21 kişilik ekipte 6 tane sağlam adamım vardır, geri kalanlar düzenli değişir. Bu değişen arkadaşlar bil ki senin gibi kafasını sallayan arkadaşlardır, diğer altı kişi ise acaip acaip projeler yapmak için götünü yırtan adamlar. O adamların çekirdek kadroda olmasının tek nedeni işi üzerine kafa patlatmaları, yeni yeni projeler uydurmaları yada problemler karşısında zekice çözümler üretmesidir.

Kendi adıma konuşayım ben pısırık çalışan sevmem, çalışan dediğin fikirlerini savunabilmelidir. Bana göre kendini savunamayan çalışan ne ekibinin ne iş yerinin çıkarlarını savunmaz. Ancak bununda bir ayarı var tabi. Kalkıpta müdüre, bunu böyle yapmalıyız siz bu konuları bilmezsiniz tarzında konuşursan yavru kurdum, götüne tekmeyi yersin. İki önemli kuraldan bahsedeyim müsadenle;
Birincisi ecnebinin "as you know" dediği kural. Müdürüne, özellikle o hıyarın bilmediği konularda bişey anlatırken cümleye daima "sizinde bildiğiniz gibi" kalıbıyla başla. Bunun "sizinde bilebileceğiniz gibi", "sizinde bileceğiniz gibi", "sizin çok daha iyi bileceğiniz gibi" kalıpları vardır. Mutlaka bunu kullan, o hıyarda kendini bişi sansın.
İkinci kuralımız yine ecnebiden arakladığımız "yes but" kuralı. Bu kuralı genelde pazarlamacılara öğretirler ama müdürüne bir konuda karşı çıkması gereken tüm proleterler de kullanabilir. İtiraz ederken cümleye "evet ama" kalıbıyla başlanır, evet ile ama arasında bir nefes alımı durulur ki karşındaki salak hakkaten söylediğinin doğru olduğunu ancak ufak bir itirazın olacağını sansın. Bununda yine "kesinlikle katılıyorum ancak", "size tamamen katılmakla birlikte belirtmeden geçemeyeceğim" gibi kalıplarıda vardır. Kendini daha aristokrat hisseden dangoz müdürlere bunları da kullanabilirsin.

Herşeyden önemlisi kendin olmalısın. Hiçbir şekilde utanma, zaten o iş yerine alındıysan büyük ihtimalle etraftaki diğer elemanlarla aynı kapasitedesindir. Yeni başlayan çocukların ilk günlerdeki ezilip büzülmelerini, dahada kötüsü kendilerini farklı göstermelerini üzüntüyle izlerim. En nihayetinde zaten özüne dönüyorsun, çok cool bir görüntüyle başlayıp 2 ay sonra maymuna dönen çalışanlar gördüm ben, bunlara gerek yok.

Maalesef yeni dünya düzeninde bir yere gireyim emekli olayım gibi bir olay yok. Mümkün olduğunca daha iyisine zıplaman lazım. Gözün açık olsun fırsatları değerlendir. İş yerini mümkün olduğunca sömür, eğitimdir seminerdir kaçırma bunları.Mümkünse hepsinin sertifikalarını al. İşi çok fazla kafana takma, işini kaybetme korkusu yaşadığın sürece hata yaparsın. İşinde iyiysen aç kalmazsın, hatta oda değil lan, hiç aç kalmazsın merak etme. İllaki bir yerlerden iş çıkar çalışılır, koy götüne bu dünyanın.

Son olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Tependeki benim gibi hıyarları kafana takma, götüz olm hepimiz, sen yukarıda seni uyardığım noktalara dikkat et, gerisininde koy götüne gitsin. İş nedir ki olm? Bu akşamki ödevin bu olsun, bunu düşün.

hade öptüm gözlerinizden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder