19 Ekim 2013 Cumartesi

Ezik miyiz a.q.?

Yıl 2001,
Yeni mezun oldum okuldan ve Bursa 'da küçük bir yazılım firmasında işe başladım.
Birgün patron bana "xxx projesini makinene çek dump 'ını da al ve yükle kendi makinana" dedi. Yeni mezunum, ingilizce zaten çok çok az, dump ne demek bilmiyorum.Şimdiki gibi kaşarda değilim, şimdi olsa peki efenim deyip internettende dumpın ne olduğuna bakıp çözerim. Dump nedir diye sordum, inanmayan gözlerle bana baktı. Bir xxx çalışanının dumpı bilmemesi kadar acı bir durum olamaz babında bi sürü şey söyledi. Oysa işin tek bir acı tarafı vardı ; Ben aslında veritabanının yedeğini sql dosyası şeklinde alıp başka bir database sunucusuna yüklemeyi biliyordum, sadece bu işlemin adının dump olduğunu bilmiyordum.

Yıl 2008,
Şuan çalıştığım kurumda işe başladım, ilk ekip toplantısına katıldım. O zamanki ekip lideri ; "Sana xxx kodlu (issue) işuyu (assign) esayn ettim, oradan (check) çek edebilirsin" dedi. Tabi artık o yeni yetme çocuk yok, söyler söylemez anladım ne demek istediğini.

Şimdi söylermisiniz bana bu nasıl bir orospu çocukluğudur, nasıl bir ezikliktir, kendi dilinde konuşmanın avam olduğunu düşünen bu götverenlerle memleket nasıl bir adım daha ileriye gider. Konuşmayı geçtim ibneler vurgusunuda bir ingiliz yada amerikalı gibi yapıyor, sanırsın kaliforniya valisi puşt.
İş gereği yurtdışından abiler gelir toplantılar yaparız, doğal olarak komple ingilizce konuşulur toplantılarda ancak eleman italyansa italyan gibi, çekoslavaksa çekoslavak gibi yada russa rus gibi ingilizce konuşur. Diksiyona tonlamaya hiç dikkat etmez, kendi ana dilini nasıl tonluyorsa öyle tonlar. Bir bizde var götüne koyayım bu eziklik.

Sikko 'nun blogunda okumuştum, 1700lü yıllarda, amerikan gemilerinde Osmanlı bayrağı kullanılması izni konusunda bir anlaşma yapılmış amerika ile osmanlı arasında. Osmanlı bayrağı taşıyan gemilere korsanlar ilişmezlermiş, tırsarmış ibneler. Bu amerikanın yabancı bir dille yaptığı tek anlaşma imiş ve işin enteresan tarafı amerika adına amerika devlet başkanı imzalarken osmanlı adına osmanlının cezayir (yada afrikada başka bir yerin tam hatırlamıyorum) valisi imzalamış. Dikkat edin padişah yada veziriazam yada vezir değil vali imzalamış. Hani "biz böyle taşşaklı bir neslin evladıyız" muhabbeti yapmak istemiyorum ama hakkaten biz böyle taşşaklı bir neslin evladıyız. Neyine güvenipte söylemiş Mustafa Kemal, "Geldikleri gibi giderler" diye? Büyük cesaret, para yok, ordu yok bırak savaşabilecek erkek kalmamış neredeyse.

Nasıl bir ezikliktir lan bu söyle bana. İngilizce konuşunca daha seksi olmuyorsun, özüne dön lan. Kanyonda sikindirik yemeklere bi dünya para bayılacağına git esnaf lokantasında kuru fasulye pilav ye. İçinden "Sen öylemi yapıyosun a.q." diyorsun, evet tam olarak bunu yapıyorum, direktörler yada müdürlerle yemeğe çıkmıyorsam mutlaka benim ekipteki yavru kurtlarla esnaf lokantasına giderim, bol küfürlü konuşurum ama kendi dilimde küfrederim, fak of falan demem. Öylede acaip milliyetçi yanım vardır.

Dağılın şimdi.

Uzay ne acaip laaa!

Selam can,

Dün akşam benim yavru kurtlardan biri bendeydi. Böyle çılgın bi tip bu, paranormal olayları, uzaylıları falan merak eden sürekli araştıran biri. Beraber discovery izledik. NASA'da çalışan koca koca profesörler hiç işleri güçleri yokmuş gibi belgesellere katılıp "uzay ne acaip laa" tadında ahkam kesiyorlar.

Önce uzayda hayat olan başka gezegenleri arama çalışmalarını anlattılar, sonra başka bir belgeselde ufolar, ufo görenler falan vardı. Ardındanda uzaylı istilası durumunda neler olur neler biter tarzında başka bir belgesel. En sonunda yeter artık dedim zaten alkollüyüz, kafa binbeşyüz, bunları izleyince iyice patatese döndüm.
Şimdi müsadenizle bu üç konuda düşündüklerimi aktaracağım. Öncelikle şunu belirtmek isterim; ben yirmili yaşların başlarında bu olaylara acaip kafayı takmıştım, kesin ufolar var, gelip gidiyorlar gibi inançlarım vardı, o zamana kadar çıkan neredeyse tüm ufo görüntülerini izlemiştim, epeyde araştırma yapmıştım. Büyüdükçe geçti tabi. En baştan bunu söyledim zira bilmenizi isterimki "siktir lan ne uzaylısı" tarzında konuşan bir adam değilim, epey araştırmışlığım var bu konuyu. Devam edelim;

Uzayda hayat barındıran gezegen arayışı;
Öncelikle uzayda yaşanabilecek gezegen arama çalışmaları hakkında görüş belirtmek isterim. Elbette koskoca evrende bir bizim sikindirik gezegenimizde hayat yoktur, illaki başka binlerce yada milyonlarca hayat barındıran gezegen vardır ve bunları aramak çok makul birşey. Ancak ben bu nasadaki gerizekalıların tarzını anlayamıyorum. İzleyenler bilir, abiler arama kriterleri olarak şunları sayıyorlar ; "Güneşi bizim güneşimize yakın büyüklükte olan, ortalama dünya büyüklüğünde, güneşi ile arasındaki mesefe bizim güneşimizle aramızdaki mesafe kadar...".
Bu adamlar ya gerizekalı yada bizimle acaip taşak geçiyorlar. Hasbel kader birkaç gezegen buldular bu şartları yerine getiren, sonrada abiler diyorki acaba bu gezegenlerde nasıl canlılar yaşar? Senin gibi canlılar yaşar beynini siktiğim, sen zaten dünyayı tarif ediyorsun, içinde nasıl canlılar yaşayacak, senin benim gibi insan evladı vardır oradada.
Güneşine bizimkinden daha yakın olursa gezegen çok sıcak olurmuş, bizimkinden daha uzak olursa çok soğuk olurmuş. Be hey götüne koyduğumun bilimadamı! Gezegen daha yakın ama atmosferi (atıyorum) daha kalınsa, ozondan daha sağlam bir koruyucu tabakası varsa ve yüzey ısısı daima 23 derece ise? Bu arada atmosferi daha kalın olunca atmosfer basıncı fazla olur insan yaşayamaz diye içinden geçiren dingil varsa oradaki canlıların buna uygun evrim geçirebileceğini hatırlatmak isterim. Yada gezegen güneşine daha uzak olsa bile atmosferindeki bi zımbırtıdan ötürü stabil bir sıcaklığı varsa? Yada hepsini geçtim gezegenin -500 derece ısısı varsa bile içinde yaşayan akıllı mahlukat olamaz mı? Onlar o -500 dereceyi 23 derece gibi hissediyorsa? Hani hava durumu programlarında derler ya, istanbulda bugün hava 16 derece ancak hissedilen sıcaklık 5 derece diye. Onuda anlamam zaten madem 16 derece, biz neden 5 derece hissediyoruz, gerizekalımıyız?
Sen neden yaşam olabilecek gezegen kriterlerini dünya kriterleri olarak belirliyorsun ki? Sonra benim yavru kurt açıkladı, dedim ya ibne araştırıyor sürekli: "Abi onlar yaşam olan gezegen değil, yaşayabilecekleri gezegen arıyorlar. Bütün bu arayışın temelinde insanın yaşayabileceği gezegen bulma gayreti var". Hah bak şimdi oldu, delikanlı olun götümü yiyin, birader bu gezegenin boku çıktı, sakata gidiyoruz, herhangi bir arızada yaşayabileceğimiz bir yer arıyoruz derseniz o ayrı, size o zaman hak veririm. Bu arada o kadar yolu nasıl gideceklerini de çözmüş olmalı bu ibneler. Neyse bu faslı böyle kapatıyorum, gelelim ikincisine;

Dünyayı ziyaret eden yabancılar:
Şimdi öncelikle genel kabul gören durumu söyleyelim; "Bu arkadaşlar buradalar ama farkedilmek istemiyorlar." Bütün ufologların (ne demekse a.q.) söylediği bu. Peki... Ufo tanıklarının anlattıklarına bakalım, istisnasız hepsi ışık saçan cisimlerden bahsediyor, ışıkların rengi, şekli, yoğunluğu değişiyor ama mutlaka ışık saçma olayı var. Şimdi bizim ilkel araçlarımıza bakalım; Tren, otomobil vb. kara araçlarında neden ışık kullanılır? Yolu aydınlatmak için tabiki, ayrıca ikinci bir amaçta karşıdan gelen arkadaşın gece karanlığında bizi farketmesidir, bu ikincisini denemek için gece farları yakmadan çıkın trafiğe bakın ne oluyor. Deniz taşıtlarında ise asıl amaç farkedilmek, hava araçlarında da aynı mantık var, ışıkların amacı yolu aydınlatmak değil aslında farkedilmektir.Peki bu eline verdiğim gavatları neden ışık kullanıyor, madem olayı gizlilik içinde yürütüyorlar o ışıklar ne aga? Heyyo bak lan burdayız demek için mi ışıkları yakıyorlar, diğer uçaklar farketsinde çarpmasın diye mi neden a.q. Sadece bu bile anlatılan hikayelere inanmamı zorlaştırıyor. Ayrıca şöyle bir durum var; Hatırlarsınız, bir ara haberlere çıkmıştı, brezilyada bulutun arkasında bir ufo görüntüsü vardı. Ahanda buda resmi:


Dikkat edin bu tarz haberlerde genellikle biri kameraya çeker yada fotoğraflar sonrada servis edilir. İyide götüm, bu alet havada duruyor, binlerce kişinin görmesi gerekmiyor mu bunu? Neden gören ve kayıt altına alan kişiden başkası göremiyor bunları. Neden toplu görüş yok, neden olaylar genellikle ıssız yollarda yada arazilerde gerçekleşiyor? İyide hadi görenleri geçtim kaçırılanlar var diyeceksiniz, onları ne yapacağız? Tamamının sallama olduğunu düşünüyorum, birileri bizi uzaylıların varlığına inandırmaya çalışıyor, belirli kanalları (en başta medya) kullanarak deliller sunuyorlar, belirli insanları kullanarak kaçırılma hikayeleri uyduruyorlar, neden bilmiyorum ama şiddetli bir propaganda var, bize uzaylı olayını normalleştirmeye çalışıyorlar. Ben 15 yaşlarımdayken birisi kahveye girip "aga uzaylılar varmış hakkaten" dese acaip taşşak geçilirdi, şimdi ise bakıyorum kimse yadırgamıyor. Birşeylere hazırlanıyoruz gibi ama neye yada neden olduğunu henüz bilmiyorum. 21 yaşımdayken bir rüya görmüştüm, bu abiler beni alıyorlar gemiye, onların gezegene gidiyoruz, gezegeni gezdiriyorlar falan. Hala ilk günkü netliği ile hafızamda. Biraz zorlasam bende bunu bir kaçırılma hikayesi olarak yutturabilirim millete ama hayır, rüyaydı işte a.q. götüm açıkta kalmış hepsi bu. Velhasıl bu uzaylılar geldi aga, aramızda dolaşıyorlar, atmosferde saklanıyorlar vs. diye anlatan abilerin çoğu heyecan arıyor, kalan azınlıkta olan ise kasıtlı olarak bunu yapıyor ama tekrar ediyorum neden yaptıklarını bilmiyorum (henüz :))


Uzaylı istilası:
İşin en civcivli yeri burası. Önce başka gezegenlerde de kesin hayat var diye girdiler, sonra ufak ufak, geliyorlar bizi izliyorlar aslında aramızdalar dediler. Muhabbetin en can alıcı noktasına geldiler: İstila!
Eğer hakkaten geldilerse buralara kadar hakkaten kafalarında istila düşüncesi var demektir ve hakkaten istila gibi bir düşünceleri varsa hepten ziki tuttuğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorsun, onlar çok gelişmiş uygarlıklar olabilir, galaktik barışı koruyor olabilirler bıdıbıdısı yapan öküzler siz bi siktirin gidin. Basitçe şöyle düşünebiliriz; Biz insan evladı 5 ışıkyılı ötede bir gezegen bulsak ve bi şekildede kolayca oraya gidebilsek ve yine bir şekilde bizden teknolojik açıdan daha geride bir uygarlık olsa ne olur? Aslında bu sorunun cevabını tarih boyunca biz dünyada gördük, mısırlılar, hititliler, romalılar, efenime söyleyeyim güney amerikada ispanyollar ne yaptıysa onu yapacağız. Varolan kaynaklarını ellerinden almaya çalışacağız... Başlarda o gezegenin halkı güçlü olduğumuz için seslerini çıkaramayacaklar ancak zamanla "aga bizi zikiyorlar" düşüncesi yayılmaya başlayacak ve sonra isyan, çatışma kaçınılmaz olacak. Toplu katliamlar tecavüzler vs.
Kısacası o kadar yoldan dünyaya gelen ve teorik olarak bizden daha ileri bir medeniyet kendini göstermeye karar verecek olursa başımıza gelecek olan bu. Bunu sadece ben söylemiyorum, Stephan Hawking abide böyle söylüyor.

Yazının en başında söylediğim gibi, ben böyle gelip gitmelere görünmelere falan pek inanmıyorum ama gerçekten böyle birşey varsa sonucu biz insan evladı için hiç parlak olmayacak.

Ha birde illuminatinin insanlara uzaylı olayını normalleştirip belirli bir zaman sonra fake uzaylı saldırısı düzenleyeceği söyleniyor. Hatta bazı oyun kartları var, buda resmi;


Ne kadar doğru ne kadar sallama bilmiyorum ama fake uzaylı saldırısı düzenleyebilenler zaten ebemizi rahatlıkla zikebilirler diye düşünüyorum. Bu tarz konulara ilginiz varsa sikkofield'in blogunu inceleyin derim.

Selamlar.